13 04 2012

Can Yayınlarından Birkaç Öykü / AlsahBlog

Can Yayınlarından Birkaç Öykü / AlsahBlog |  görsel 1

Cem Kaçar’dan “Banka” adlı öykü

İki saat oldu hala bankadayım… Belki beş dakika bile sürmeyecek bir iş için iki saat sıra beklemek, banka çalışanlarını rehin almam için iyi bir gerekçe olabilir. Yakalansam bile az ceza yerim. Çünkü ağır tahrik var. Banka çalışanları beş dakikalık bir iş için iki saat sıra bekletmeselerdi bende acayip derecede tahrik olup onları rehin almazdım. Ya…

 0 00

devamını oku »

Ahmet Murat Sefer’den “Sinekler ve Yerfıstıkları” adlı öykü

Başını kaldırmış ampule bakıyordu. Işık saçan o küçük şeye. O güneş taklidi şey sineklerle kaplıydı. Avizede dönüp duran ve yine ampule konan sineklerle. Gözlerini ovdu. Nemlenmişti gözleri. Zaten uykusuzluktan ağırlaşan göz torbaları ışığın her hareketiyle irkiliyordu. Ellerine baktı ışıkta. Çok fazla çizgi vardı. Çok fazla. Bunlar, dedi kendi kendine, neye işaret ediyor. Bunların bir anlamı…

 30 100

devamını oku »

Ece Özbaş Korkmaz’dan “Rehavet” adlı öykü

Sokağın tam ortasına rehavet düşmüştü. Bir iki çırak bulmaca çözüyordu kapı önünde o sıra. Kafalarını kaldırıp sade bir an baktılar. “Güneş tanrısı, ra.” “İki çay söylesene oğlum.” “Evet, ra olsa gerek.” Şortunun altından ter akıyordu, sepetler elini acıtmıştı rehavet tam sokağın ortasına düşmüşken. Hıyar suyunu kavanozda tutan kadın yürüyordu ya birden donukluğa rehavet karıştı. Tam…

 82 160

devamını oku »

Mesut Balık’tan, “Kadife Hayaller” adlı öykü

  Tıkır tıkır çalışan makinanın gürültüsüne Haşim Usta'nın gür sesi karıştı:   -Oğlum iki çay söyle de neşemiz yerine gelsin.   Murat'ın gözlerinin içi güldü.   -Tamam ustam, dedi, hızlıca sandalyesinden kalktı ve adeta koşarcasına dışarıya attı kendini. Karşı kaldırıma geçerken hemen ilerisindeki ahşap evin bahçesine bir göz attı. Fakat aradığını bulamamış olmanın hayalkırıklığı ile…

 40 100

devamını oku »

Özlem Kiper’den, “Sinema 63″ adlı öykü

   Zarfın üzerine gümüş italik harflerle yazılmış ismine bakıyordu. Hayati Gelgör. Daha zarfı açmadan insanı onurlandıran bir yanı vardı yazının. İçindeki kartı görmek için sakin bir köşe aradı bakışları. Mutfaktan karısının kendi kendine konuşur gibi ama daha çok Hayati’nin duyması için çaba gösteren sesi geliyordu.    “ Bir Allah’ın günü de, şöyle ferah ferah gezebilsem…

 33 40

devamını oku »

Begüm Al’dan “Çocuk aklı” adlı öykü

-Yavaş konuş. Başımı ağrıttın iyice.   Sessiz olacakmışım. Zaten bağırmıyordum. Ben onlar kadar büyük değilim ki sesim çok olsun. Ne desem çok oluyor. Ne yesem az. Dengesiz uyuyormuşum bir de. Annem öyle söylüyor. Normal bir çocuk değilmişim. Oysa dün parkta baktım. Tüm çocuklar benden daha terli, hepsi koşuyor. Usluyum ben. Babam puslu bu kız diyor….

 21 360

devamını oku »

Hasan Sever’den “Frau Meier” adlı öykü

*Frau Meier Frau Meir 79 yaşında. 8 Eylül 1932, Zürich doğumlu. Pamuk gibi. Yeri incitmeden yürüyor. İki çanta taşıyor. Birinde günlük ıvır zıvırı, diğerinde kadınlığı. Kadınlığı içinde dipdiri. “Mein Lieber” diyor bana; evladıyım onun. Frau Meier dul. Kocası öleli, koca bir tarih geçmiş. Ondan bahsederken renk vermiyor. Durulmuş. Her kayaya başını çarpmıyor. Belli; deniz köpüğü…

 51 290

devamını oku »

Harika Dural’dan “Dilsiz Şehrin Delisi” adlı öykü

Boşuna bir anlam arıyorsun;  ifadesiz ve donuk bakan gözlerimde. Rakı bardağının arkasında,  camın olduğundan  büyük  gösterdiği  gözlerinde;  hem merak, hem de derinlerden gelen  bir acıma duygusu  seziyorum. Benimle empati kurmaya çalıştığını  biliyorum.  Yüce ruhun sınırsız hoşgörüsü.    Başımı, gece gündüz tüllerini hep açık bıraktığım pencereye çeviriyorum. Sanki  o anda açıp çıkacağım. Kaçacağım senden. Gözlerine bakmamaya çalışıyorum….

 5 30

devamını oku »

Deniz Doğan’dan “Bombayla Parçalanmak Üzerine Kişisel Rakamlar” adlı öykü

anaklarımda insanı kendine getiren nemli İstanbul soğuğu, kulaklarımda arnavutkaldırımlara vuran ayakkabıların tok sesi, göre göre yürüyordum söylemesi ayıp. Yerdeki sigara izmaritini gördüm önce. Önümde yürüyen uzun yağlı saçlı, deri ceketli adamı, pasajın önüne parketmiş teneke sepetli, yana yatık kurye motosikletini gördüm. Köşeyi dönünce endişeli yüzlü iyi kadını gördüm ve dershaneye giden, fena biri  olmayan oğlanı….

 3 90

devamını oku »

Sibel Açkalmaz’dan “Gazetenin Azizliği” adlı öykü

Üstü kapalı durağın gölgesinden yararlanarak bir türlü gelmeyen dolmuşu bekliyordu. Kendi gibi bekleyen iki kişi daha vardı. İç yeleğinin cebinden baba yadigarı köstekli saatini çıkarıp, baktı. Saat neredeyse öğlen olmuştu. “Biraz daha bekleyebilirim”, diye geçirdi içinden. Olmazsa, eve dönecekti. Sahaf Hamdi’ye de başka bir zaman giderdi artık. Muhlis Bey; otuz senedir aynı mahallede, aynı evde…

 1 00

devamını oku »

Hasan Sever’den “Cinayet (Ma)hali” adlı öykü

Hasan Sever Zürih Herhangi bir gün Kan ter içinde içeriye girdi. “Çok aradın mı burayı? Gelene kadar canım çıktı.“ “Canına kastım var, bilmiyor musun?” dedim, bütün patavatsızlığımla. Lafı uzatmayı severdi ama gününde değildi. Bilgisayarı bıraktığı gibi, “Hemen gitmem lazım, işe geç kalıyorum” deyip, çıktı. Arkasından, “Nesi var?” diye bağırmak zorunda kaldım. “Bilmiyorum, bir bak, çok…

 0 00

devamını oku »

Ayça Erkol’dan “Marifet” adlı öykü

Sekiz kadın, her salı toplanıyorlar. Ütü buharı, çocukların tırnak kiri, halı tozu ile gizlenen ışıltıları biraz çaba ile salı günleri ortaya çıkıyor. Birkaç saatliğine de olsa sekiz bezgin ruh, sekiz kahkaha oluyor. Öyle çok ortak noktaları var ki, aralarındaki şeye neredeyse gerçek bir dostluk demek mümkün. Hepsinin kocaları huysuz, uyurken horluyor, osuruyor ve bir gecelik…

 7 41

devamını oku »

İrfan Kurudirek’ten, “Dümen” adlı öykü

“Hayatınız için başrol biçtiğiniz insan filmi terk ettiğinde asıl film başlar. Kimsenin izlemek istemediği o filme yalnızca siz ağlarsınız…" Açık deniz, her yer masmavi ve martılar bizi kıskanıyorlar sanki? Ne dersin bu kadar büyüdük mü sence? Diye seslenen kadın dümenin başındaydı. Güzel bir sabahı daha kazırken hafızasına erkeğin sessizliğini çözmeye çalıştı. “Susan bir erkek…” Diye…

 2 40

devamını oku »

Şenol Demiroğlu’ndan, “Mi, sol, si, mi, si, sol…” adlı öykü

İçinizden altıya kadar sayarsınız ve başlar hikâye: Adam kadını çok sevmişti…  İçinizden altıya kadar sayarsınız ve devam eder hikâye: Birazdan yağmur yağacaktı sanki. Perdeyi aralayıp sokağa baktı: Futbol maçı yapan çocuklar, elinden sıkıca tuttuğu oğlu, torunu, kardeşi ya da her neyiyse artık, onunla birlikte ilerleyen çarşaflı bir kadın, kara ve yalnız bir kedi, çamaşırları toplayan…

 0 50

devamını oku »

Mehmet Yalçın’dan “Hayata Teyellenenler” adlı öykü

I İki dakika içinde gelmezsen yiyeceğin tokatları sayarsın, dedi ve dikiş iğnesini dudaklarının arasına sıkıştırıp elindeki ceketi şöyle bir havaya kaldırıp bir ressamın resmine uzaktan alıcı göz

50
0
0
Yorum Yaz